Türkiye’de Zorunlu Eğitim Kaç Yıl?

Cumhuriyet’in Kurulmasından Bu Zamana Zorunlu Eğitim

1923 yılında Türkiye’deki yaşayan on bir milyon kişiden sadece bir milyon kişinin okuma-yazması olduğu düşünülmektedir. Cumhuriyet’in ilanından sonra gerçekleşen Dil ve Alfabe devriminin yapılmasındaki amaç; okur-yazar, sorup sorgulayan, aydın bir nesil yetiştirmekti. Bunun devamında kurulan Köy Enstitüleri, kısa süre sonra kapatılmış olsa da, Türkiye’nin eğitim alanındaki en önemli kazanımı olmuştur. Eğitim-öğretimin doğru uygulandığı, özlem duyulan bir dönem olarak yerini hep korudu. Cumhuriyet ile birlikte zorunlu eğitim beş yıl olarak hayatımıza girdi.

  1. Dünya Savaşı ve Eğitim -Öğretimin Önemi
  2. Dünya Savaşı’yla birlikte gelen yıkımın ardından bütün dünya alt üst olmuş, harita bambaşka bir hal almıştı. Bu yıkımın ardından eğitim-öğretimin ne kadar önemli olduğu farkına varılmış, Türkiye’nin de içinde bulunduğu az sayıdaki ülkeler hariç, bütün dünya ülkeleri eğitim sistemlerinde köklü değişiklikler yapmıştır.

Yirminci yüzyılın sonlarına doğru ise beş yıl olan zorunlu eğitim neredeyse hiçbir ülkede kalmamıştı.

Türkiye’de ise ancak Cumhuriyetin kuruluşundan yetmiş dört yıl sonra 28 Şubat 1997’de beş yıldan sekiz yıla çıkacaktı. Aslında bu eğitim-öğretim sistemi H. Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı döneminde açılan Köy Enstitülerinde 258 köyde başarıyla kesintisiz olarak uygulanmıştır. Devam edilebilseydi, batılı ülkelerden çok daha önce önemi kavranmış ve uygulamaya başlanmıştı. Ancak bu uygulama sadece köy okullarıyla sınırlı kaldı ve kentlere inemeden Köy Enstitüleri kapatıldı.

8 Şubat’a gelene kadar yapılan birçok anayasal düzenlemelerde (5 Ocak 1961, 14 Haziran 1973,16 Haziran 1983, 22 Haziran 1988) eğitim-öğretimin kesintisiz sekiz yıl olarak uygulanması hakkında maddeler konulsa da sosyal yaşama uygulanamamıştır.

Sekiz Yıldan 4+4+4 Sekiz Yıldan 4+4+4 Sistemine Geçiş

2012 yılına kadar devam eden sekiz yıllık zorunlu (5+3) eğitim-öğretim, dört yıl ilköğretim-dört yıl, ortaöğretim-4 yıl, lise eğitim-öğretim olmak üzere on iki yıla çıkarılmıştır. Kademeli olarak uygulanan bu sitemin en çok eleştiri alan yanı ilk dört yıl sonunda örgün öğretimden açık öğretime geçiş hakkıydı, o dönemde yapılan itirazlar sonrasında bu hak bir dört yıl daha ertelendi ve isteyen lise bölümünü yani son dört yılı açık öğretim olarak okuyabilecekti. Sekiz yıl zorunlu ve kesintisiz olan eğitim bu yapısıyla kesintili bir hal almış oluyordu. Bir diğer değişiklik ise; eğitim-öğretim yaşının altmış aya çekilmesi yani bir yaş erkene alınması demekti.

2019’a kadar eğitim-öğretimin on iki yıldan (3+3+3+4) on üç yıla çıkarılacağı geçtiğimiz günlerde açıklansa da, hali hazırda ülkemizde uygulanmakta olan eğitim sistemi on iki yıldır. Eğitim-öğretim devlet okullarında parasızdır.

Eğitim sistemi, sınav sistemi, eğitim verilen yazı tekniği, müfredat değişiklikleri gibi mütemadiyen değişen bir eğitim-öğretim sistemi tazecik beyinlerimize ne derece faydalı tartışılır. Verilenin nicelik yönünden mi nitelik yönünden mi üstün olması önemlidir? Geleceğimizin inşası için neyin daha sağlıklı olduğu objektif olarak tartışılıp irdelenmeli. Bir ülkenin can damarlarından biridir eğitim-öğretim, geleceğidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.