Atatürk’ün Kadınlara Verdiği Haklar

Mustafa Kemal Atatürk çağdaş ve gelişmiş bir topluma ulaşmanın, cinsiyet ayrımı olmaksızın eğitimli ve kültürlü bireyler yetiştirmekle mümkün olduğunun bilincinde bir lider ve aynı zamanda başöğretmendir. Toplumda geri planda kalmış kadının erkekle eşit haklara sahip olmadığı bir gerçekti. En kutsal görevi annelik olan bir kadının bunu en iyi şekilde yapabilmesinin de bilgi ve kültürle mümkün olacağını savunmuştur. Eğitimin her aşamasından kadınların da yararlanması gerektiğini her fırsatta vurgulamıştır. Yapılan yenilikleri oluşturan ilk unsurlar bu doğrulta olmuştur. Öyle ki cepheden cepheye koşarken dahi 1921 yılının Temmuz ayında 1.Maarif Kongresi’ni toplamış, yaptığı konuşmada eğitim ve öğretimin toplumun geleceği, aydınlanması için önemi adına fikirlerini sunmuştur. Bir yandan bağımsızlık mücadelesi verilirken diğer yandan hedefi cehaletten arınmış bir toplum inşa etmektir. 1924 yılında çıkarılan Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile (Öğretim Birliği Kanunu) öğretimde birlik sağlanmış ve eğitimin millileşmesinin temelleri atılarak aynı zamanda karma eğitime geçilmiştir.

  • Sosyal Alanda Sağlanan Eşitlik

4 Ekim 1926’da Medeni Kanunla kadın hakları iyileştirilmiştir. Aile içindeki eşitlik, tek eşlilik, resmi nikah, boşanma hakkı, mirasta eşitlik, kadınların çalışmak istedikleri meslekleri seçme hakkı, tanıklıkta eşitlik gibi haklar kadına sağlanmıştır. Kadınların toplum içinde daha aktif bir rol alması, her alanda erkekle omuz omuza durması medeni toplumlar seviyesine ulaşmanın koşulu olmuştur.

  • Verilen Siyasal Haklar

1930 yılında kadına; belediye seçimlerinde tanınan seçme ve seçilme hakkını, 1933 yılında köy heyeti ve muhtar seçimleri takip etmiş ve 1934 yılında ise milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Gelişmiş birçok Avrupa ülkesinden önce Türk kadınına bu hakkı sağlayan Mustafa Kemal olmuştur. 1935 yılında yapılan seçimler sonucunda TBMM’ye ilk kez on sekiz kadın milletvekili girmiştir.

Mustafa Kemal Atatürk kadına duyduğu saygıyı, verdiği değeri sözlerinde ifade etmiştir. Toplumsal ilerlemenin eşit haklara sahip olmakla; kadın ya da erkek, bir cinsin asla değerinden geri kalmamasını özellikle vurgulamıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.